foto:ramazan ışık
... Öğretmenlik mesleğine başladığımın ilk yıllarıydı.Köy öğretmeni olarak,güzel Anadolumuzun dağ köylerinden birinde çalışıyordum.O zaman köylerde elektrik,telefon,ulaşım yoktu.Köye gelenler,şehre dönmek için,en azından o geceyi orada geçirmek zorundaydılar.
Müfettişler de,eğitimin içinde bir olgudur.Gelip görevlerini yapıp gidecekler.Ama köye geldiklerinde,o gün geri dönme şansları yoktu.Nerede bir yatacak yer bulurlarsa,orada kalıyorlardı.
... İleri yaşlarda bir müfettiş,teftiş için çalıştığımız köye geldi.Rutin teftiş işlemlerini tamamladı.Mesai bitti,akşam oldu.
...Bizim aldığımız kültürde,atalardan gördüğüm üzere,"tanrı misafiri,sokakta bırakılmaz".
...Okulun lojmanında oturuyorum,o zaman.Ben de haliyle evimize davet ettim misafirimizi.O günün şartlarında ne varsa,soframızda paylaştık.Bu dağ başında görev yaparken,eğitimli biri ile beraber olmayı özlemişimdir,ayrıca.En azından her gün,köylülerle konuştuğunuz çift,çubuk,davar,sığır dışında,sanattan,edebiyattan,politikadan konuşacak birşeyler bulabiliyorsunuz.Bu köyde iki odalı lojman bulmak da büyük bir lükstü bizim için.
...Akşam sohbetten sonra,oturma odasındaki demir ayaklı somyaya yatağını yapıp,iyi geceler dileyip ayrıldım yanından.
...Çok gençtim,yirmili yaşların başındayım.Mahcup olmak istemiyorum.Yatak da pek rahat değildir diye düşünüyorum.Olmuşu bir yaylı somya.
...Sabah oldu.Kahvaltıyı hazırladık,okul vakti de yaklaşıyor.Kapısını çalıp,odaya girdim.Müfettiş, pencereden dışarıya,donmuş bir halde bakıyor,hareketsiz.
"Günaydın hocam ",dedim.Pencereden dışarıya bakışını bozmadan,"günaydın",dedi."Allah Allah...,bir gariplik var ya hayırlısı", dedim içimden.
..."Hocam,yatağınız pek rahat olmadı ama,işte... şartlar böyle maalesef",dedim.
...Ani bir hareketle döndü,yüzüme uzun uzun baktı...Alnındaki kırışıklıklar,hayatın sillesini yemiş bir adam görüntüsü veriyordu.Omuzları,yılların verdiği yükle çökmüştü.Ama belli ki,eski eğitimcilerde bulunan,ölene kadar çalışma azmi,O'nu terketmemişti.
..."Sevgili arkadaşım", diye söze başladı.Bu yaştaki bir insan için,aradaki bunca yaş farkına rağmen böyle söze başlaması,o gün için bana ilginç gelmişti."Bu garip var ya",dedi,eliyle göğsüne vurarak,"dün gece nerede yattı biliyormusun".
..."Hayırdır hocam,nerede yattınız"dedim.
..."Evlat",dedi,şefkatli bir baba gibi;
..."Dün,Seyranlık Köyüne teftişe gittim.Tek öğretmenli bir okul orası.Eflatun arkadaşınız o köyün öğretmenidir,biliyorsun.Kendisi müdür odasını lojman gibi de kullanıyor.Bir köşesine yatağını atmış.Odanın köşesine bir küçük tüp ve bir öğrenci sırasından mutfak yapmış.Akşam oldu,kalacak yer yok.Arkadaşımız mahcup oluyor."Hocam benim yatağımda siz yatın"diyor.Baktım,"olmaz Eflatun Bey,battaniyen var mı ,dedim.Alıp battaniyeyi,öğrencilerin okuduğu sınıfa gittim,iki sırayı birleştirdim,üstünde yattım,hava da soğuktu.Bayağı bir de üşüdüm.Böbreklerimi üşütmüş olmaktan korkuyorum.Şimdi,dün böylesine bir gece geçirdikten sonra,bugün,Hiltonda yatmış gibiyim.Senin pencerenden gördüklerime gelince;karşımda masmavi bir deniz,kıyıya vuran dalgalar,bir balıkcı oltasını atmış,balık avlıyor.Bir yolcu vapuru kıyıya yanaşıyor.İçinden kimler çıkacak diye merak ediyorum.Gördüklerim bunlar", dedi.
...Her gün baktığım pencereye baktım,kuru bir köy manzarasıydı.Müfettiş,o kuru köy manzarasından,hayallerini aktarmıştı bana.Bu kadar ileri yaşına rağmen hayal kurmaktan,geleceğe doğru bakmaktan geri durmuyordu.
...Herkesin bakmadığı yön,kendi penceremizdir.Herkesin penceresinin manzarası farklıdır.Öyle ki,aynı evdeki odaların pencerelerinin bile manzarası farklıdır.Hatta aynı pencereden bakarken,hafif yön değiştirirseniz,manzara yine değişir.O halde,herkes baktığı yerden farklı manzara görür.Gördüğümüz manzaranın algılaması da farklı farklıdır.
...En önemlisi ise,gördüğümüzü doğru algılayıp,anlayabiliyormuyuz.
...Ramazan Işık
.

