kuşburnu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuşburnu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2010 Salı

AMCAM ÇEŞMESİ

(Unutulmayan Fotoğraf Kareleri 2)

"Hocam", dedi,
"Biliyorum ki senin, İç Anadolu ile bağların kuvvetlidir. Oraları, zaman zaman gidip görmeden duramazsın. Yollarında yürümeden, dağlarında gezmeden, sularından içmeden edemezsin. Hele yemliğinden yemeden, madımak toplamadan, karamuk , böğürtlen, kuşburnu çalılarına dokunup, dikenlerini eline batıra batıra meyvelerini toplayıp, tadına bakmadan yapamazsın. Koyaklarından kar bulup, karlı pekmez yapmazsan, o yaz mevsimini yaşamış saymazsın. Yollarda çobanlara selam verip, çıkınlarındakileri senin de götürdüklerinle karıştırıp, paylaşmaya bayılırsın. Şelale başları bulup, sıçrayan sularında ıslanmak istersin. Dağ başında, taşların üstünde tek başına rüzgara, yağmura , kara karşı yıllarca dayanmış ardıç ağaçlarını seyre dalmaya doyamazsın".

Bunları söyleyen, zaman zaman özellerimizi paylaşıp, dertleşecek kadar yakınlaştığımız, köylerinde öğretmenlik yaptığım, köy ihtiyar heyetinde aza olarak bulunan Ali idi. Çocuğunu okutuyordum. Öğrencim o kadar başarılı bir öğrenciydi ki, geleceğinden çok ümitliydim bu gencin. Babası da ilgili bir veli idi. Dostluğumuzun verdiği yakınlaşma ile, bu çocuğun geleceği ile ilgili paylaşımlarımız oluyordu. Özellikle bu konularda, beni dikkatle dinlerdi.

"Hocam, sen Toroslar'ı Sertavul Geçidinden geçerek İç Anadolu'ya geçiyorsun. Bu geçitte, bildiğin gibi, AMCAM ÇESMESİ adında bir çeşme var. Tam torosların başında bulunan bu yerlere ben sık gidip gelemiyorum. Sana vasiyetimdir. Ne zaman bu geçitten geçersen, benim için de bu çeşmenin suyundan, avuç avuç iç. Sakın unutma, senden, Sertavul'dan her geçişinde bu sudan istiyorum".

Ali, bana bu vasiyeti bıraktığında, daha kırk yaşlarında yoktu. Ben köylerinden ayrıldıktan birkaç yıl sonra, Ali'nin vefaat haberini duydum. Çok üzüldüğümü söylemeye gerek yok sanırım. Ama bundan daha önemlisi, sık sık geçmek durumunda olduğum ve her seferinde mutlaka durup, suyundan doyasıya içtiğim, Amcam Çeşmesi'nden, bundan sonra nasıl su içebilecektim. Mut'tan Karaman'a geçerken, Torosların tam tepesinde akan bu kar suyundan, bundan sonra bir vasiyet olarak da içmek zorundaydım artık. Ve ne zaman bu çeşmeden su içsem, Ali'nin bana vasiyetini yaparken ki fotoğraf karesi, gözlerimin önüne gelir. İçtiğim su boğazımda düğümlenir.

Ali'yi anmadan geçemem O Çeşmeden. Her seferinde O'nun için de avuç avuç su içerim.
Geçenlerde yine o geçitten geçtim, senin deyiminle, "Amucam Çeşmesi"nde durdum, suyundan içtim ve yine seni andım aziz dostum.

Ruhun şad olsun.


Ramazan Işık
19.05.2010
Ankara




18 Ocak 2010 Pazartesi

YAŞLI TEYZE


foto-yasemin tangören

Her halinden,seksen yaşlarında olduğu belli olan yaşlı teyze,hastane koridorundaki banka oturdu.Onu oraya getiren,yanındaki daha genç yaşta olan bayan, işlemler için gitti. Yaşlı teyze etrafını kolaçan etti.Bankta yanına oturduğu, orta yaşlı adama dokundu.
-Mayışlar bangıya yatmış mı?
-Bilmiyorum teyze.
-Herhal bazarertesi yatacaamışş.
-Öyledir herhalde teyzeciğim.
-Sen de mayış alıyonmu?
-Alıyorum teyzeciğim.
-İiii,iiii.Ben üçyüz, bi de elli alıyom.
-............
-Evsabısın(eşin demek istiyor) var mı ?
-Var teyzeciğim.
-Oğlan uşak ?
-Onlar da var.
-Gaç dene.
-İki oğlan.
-Gelin var mı?
-O da var teyze.
-Gızın yokh mu ?
-Yok teyzeciğim.
-(adamın omuzuna güçlü bir yumruk indirerek)Gızın yoosa halın kötü.Gelin sana bakıyor mu?
-Bakıyor teyze.(aslında gelinle ne ilgisi var,adam daha sapa sağlam,orta yaşlı birisi.)
-Halal süd emmiş öyleese.(kafasını anlamlı anlamlı sallayarak ve biraz önce yanından işlemler için gitmekte olan bayanı göstererek)Benimkiler var ya benimkiler,ööle viririm viririm doymazlar.
-................
-Allahtan benim herif ölmeden evvel bana didi ki,garı ben ölürsem bunnar sanga bahmaz.İisimi tallaları,bağı,evi senin üstüne yapiim de,sokakta galma didi.Şinci tallam,baağaam,evim var da (kafasını sallıyor).......
-...............
-Senin ev sabısı sana bakıyor mu ?
-Eh,iki gözüyle bakıyor teyze.
-Ööööle dime.Onga iiii bak.O da sana iii baksıng.Onu oooşa,sev.Çocukhlara guvenme.(bu arada,orta yaşlı adamın, genç yaşlardaki oğlu yanlarında oturuyor ve konuşmaları dinleyip,hafiften gülümsüyor.
-..............
-Sen guşbunnu(kuşburnu) bilin mi.
-Bilirim teyzeciğim.
-Hah işte,o guşbunnu var ya,her derde devadır.Bizim orda çok olur.Benim oolanın çarşının orda tükanı var.Ben sana getiririm.Orıya bırakırım.Daha bissürü otlar niiiler var,onnardan da getiririm saaa.
-Teşekkür ederim teyzeciğim.
-Bizim şeer .......i bilin mi sen.
-Bilirim teyzeciğim.
-Onun gazaası(ilçesi)....,onun koyü de ....bizim koy.Sen oraları bilin mi ?
-Onları bilmiyorum teyze.
-Senin memleket nire ?
-.......şehir teyze.
-Eeee ora bizim şeerin ötesinde herhalda.Bizim koyün öte yanında ...koyu var orlarda mı ?
-O taraflarda teyze.
-Benim babam severbellik çocuuuu, biliyogn mu?
-Öyle mi teyzeciğim.
-Sen severbelliiı(seferberlik'i) bilin mi.
-Duydum teyzeciğim.

O arada gelini geldi.Teyzeyi elinden tutup, doktorun odasına doğru götürürken,teyze adama doğru bakıp,gelinin arka tarafından başı ile gelini işaret ederek,"bu gelin var ya bu gelin"dercesine kafasını sallıyordu.


Ramazan Işık