Seher yeli hoş geldiniz sahilden.
Silifke’ye uğradı mı yolunuz?
Döner dolaşır da geri gidersen,
Selam söyle Cambazlı’da canıma.
Görüşürüz Allah izin verirse,
Yolları bağlayan karlar erirse,
Mevlayı seversen unutma getir,
Gülhan gelin bir dal nergiz verirse.
(Hakan Serdar)
Mektup yazdım elinize geçtimi?
Toroslara yaz nişanı düştümü?
Benim için doya doya koklayın.
Çok sevdiğim nergiz çiçek açtımı?
MUSTAFA IŞIK[R1]
[R1]Kayseri pınarbaşı Kütüklüpınar köyünden
20 Eylül 2008 Cumartesi
20 Ağustos 2008 Çarşamba
MUTLULUK
.
Mutluluğu yakalamak öyle kolay değildir. Mücadele ister. Yılmadan bıkmadan mücadele. Bazen avuçlarının içinde zannedersin, ama kayıp gider. Kaygan bir zemindedir çünkü mutluluk.
Mutluluğun dikenli bir gül olduğunu düşüneceksin. Çapalayacaksın, sulayacaksın. Otlarını ayıklayıp temizleyeceksin, ama dikenlerini koparmayacaksın. Çünkü, dikenleri koparılmış gül yaşayamaz. Zaman zaman eline alıp koklayacaksın. Dikenleri batacak bazen. Ama katlanacaksın.
Arayacaksın uzun uzun. Öyle hemen alıp vermezler eline mutluluğu. Çok uzun zaman alır, ona ulaşmak. Aylar, ayları kovalar, yıllar yılları. Ama bir gün, bir bakmışsın karşında. Bazen de karşına çıkar, farkına varamazsın. Farkına varmak için de bir çaba gerekir. Karamsarlık yok.
Ne demiş Cahit Sıtkı Tarancı;
Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki,
Gün eksilmesin penceremden !
Her elem , mihnet bizim için. Pervanız olmasın. Zaten doğan güne hükmümüz geçmez. Gelen günlerin bize ne getireceği bilinmez. Halden anlayan da pek bulunmaz. Ölüm ise gerçek. Ama bu hayat var ya…, hem kısa , hem tatlı. Bir o kadar da yaşamaya değer. Sabah kalktığında temiz bir nefes almak dünyaya değer. Eğer bir de kendine, umut kapısı aralayabiliyorsan, değme keyfine. Bu da, sadece senin elinde, hiçbir zaman, bir başkası yapamaz.
Umut kapısı aralayabilmemiz dileklerimle.
Ramazan Işık
24.04.2008
Mersin
Mutluluğu yakalamak öyle kolay değildir. Mücadele ister. Yılmadan bıkmadan mücadele. Bazen avuçlarının içinde zannedersin, ama kayıp gider. Kaygan bir zemindedir çünkü mutluluk.
Mutluluğun dikenli bir gül olduğunu düşüneceksin. Çapalayacaksın, sulayacaksın. Otlarını ayıklayıp temizleyeceksin, ama dikenlerini koparmayacaksın. Çünkü, dikenleri koparılmış gül yaşayamaz. Zaman zaman eline alıp koklayacaksın. Dikenleri batacak bazen. Ama katlanacaksın.
Arayacaksın uzun uzun. Öyle hemen alıp vermezler eline mutluluğu. Çok uzun zaman alır, ona ulaşmak. Aylar, ayları kovalar, yıllar yılları. Ama bir gün, bir bakmışsın karşında. Bazen de karşına çıkar, farkına varamazsın. Farkına varmak için de bir çaba gerekir. Karamsarlık yok.
Ne demiş Cahit Sıtkı Tarancı;
Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki,
Gün eksilmesin penceremden !
Her elem , mihnet bizim için. Pervanız olmasın. Zaten doğan güne hükmümüz geçmez. Gelen günlerin bize ne getireceği bilinmez. Halden anlayan da pek bulunmaz. Ölüm ise gerçek. Ama bu hayat var ya…, hem kısa , hem tatlı. Bir o kadar da yaşamaya değer. Sabah kalktığında temiz bir nefes almak dünyaya değer. Eğer bir de kendine, umut kapısı aralayabiliyorsan, değme keyfine. Bu da, sadece senin elinde, hiçbir zaman, bir başkası yapamaz.
Umut kapısı aralayabilmemiz dileklerimle.
Ramazan Işık
24.04.2008
Mersin
20 Temmuz 2008 Pazar
SUBAYLARIN KILIÇ KUŞANMASI YA DA KALEM KUŞANMAK
Silah insanların tarihi boyunca vazgeçmediği bir araçtır.Özellikle askerler görevleri gereği silahı kullanmak zorundadırlar.Bu sebeple silah taşırlar.Askerlerin subay olanları rütbe aldıklarında ve terfi ettiklerinde silah kuşanırlar.Bu silah kuşanma işlemi halen KILIÇ KUŞANMA şeklinde devam etmektedir.Bu işlem bizim görüşümüze göre ilkel bir geleneğin halen devam etmekte olduğunun bir göstergesidir.Silah çeşitleri bu kadar değişmiş olmasına rağmen hala subayların terfi ederken ve göreve başlarken ilk çağların silahı olan kılıç kuşanıyor olmaları garip bir durum değilmi?İlla silah kuşanılacaksa bu, günümüz subaylarının kullandığı silahlardan biri olsa nasıl olur?
Aslında bana kalırsa silah yerine kalem kuşansalar,kitap kuşansalar daha iyi olur ya .O da başka bir konu.
Ramazan Işık
30,01,2009
Aslında bana kalırsa silah yerine kalem kuşansalar,kitap kuşansalar daha iyi olur ya .O da başka bir konu.
Ramazan Işık
30,01,2009
20 Haziran 2008 Cuma
TORUNUN İÇİN ZEYTİN AĞACI DİK
.jpg)
Ben torunum için elli adet zeytin ağacı diktim.
Zeytin her şeyinden faydalanılan çok ekonomik,sağlıklı bir ağaç ve meyvedir.Zeytin ağacı 12 ay yaprağını dökmez,aynı zamanda bir süs ağacıdır.Dalları ve gövdesinin budanan kısımlarını, odun olarak kullanabilirsiniz.Keçiler yapraklarını çok iştahla yerler.Kuru yaprakları bile hayvanlara yem olur.Yapraklarından çay yapılıp içilebilir,sağlıklı bir içecektir.Meyveleri yeşil,siyah olmak üzere zeytin olarak soframıza gelir.Yine bu meyvelerden artanlarının yağı çıkarılır.Zeytinyağı,tarihten bu güne kadar bilinen en sağlıklı yağdır.Damar tıkanıklığı yapmaz.Bebeklere iki güne bir, bir çay kaşığından az olmak üzere verilen zeytin yağı bebeklerin sindirim sistemini çalıştırdığı için,gaz problemi yaşamazlar.Zeytin sıkılıp yağı alındıktan sonra kalan posası,briket yapılıp kalorifer yakıtı olarak kullanlır.
Zeytin torun için dikilir.Siz de torununuz için zeytin dikin.Bu kervana katılın.Dağ başında birkaç dönüm arazi alın ve mutlaka zeytin dikin.
Arkanızdan dua edecek bir eser bırakın.
23.006.2008
Ramazan Işık
20 Mayıs 2008 Salı
RÜZGARDAN BAŞKA
Hastalandım bir odada yatarım.
Yüküm atlas ben alana satarım.
Yanıyor yüreğim kordan beterim.
Kapımı çalan yok rüzgardan başka.
Gece karanlık seher vaktinde.
Kapımı çalan yok rüzgardan başka.
Gezdim İstanbul’u Maraş Mardinden.
Yıkıldım da kalkamadım yerimden.
Ağlıyorum efkarımdan derdimden.
Kapımı çalan yok rüzgardan başka.
Gece karanlık sehar vaktinde.
Kapımı çalan yok rüzgaradn başka.
Zalim felek vurdu vurdu yatırdı.
Ateş atıp külüm göğe savurdu.
İlkbaharda bir od verdi kavurdu.
Elimden tutan yok dostlardan başka.
Gece karanlık seher vaktinde.
Kapımı çalan yok rüzgardan başka.
MUSTAFA IŞIK
Kayseri Pınarbaşı Kütüklüpınar Köyünden.
Trafik kazası sonucu eşini yitirdikten sonra yazdığı şiir.
Yüküm atlas ben alana satarım.
Yanıyor yüreğim kordan beterim.
Kapımı çalan yok rüzgardan başka.
Gece karanlık seher vaktinde.
Kapımı çalan yok rüzgardan başka.
Gezdim İstanbul’u Maraş Mardinden.
Yıkıldım da kalkamadım yerimden.
Ağlıyorum efkarımdan derdimden.
Kapımı çalan yok rüzgardan başka.
Gece karanlık sehar vaktinde.
Kapımı çalan yok rüzgaradn başka.
Zalim felek vurdu vurdu yatırdı.
Ateş atıp külüm göğe savurdu.
İlkbaharda bir od verdi kavurdu.
Elimden tutan yok dostlardan başka.
Gece karanlık seher vaktinde.
Kapımı çalan yok rüzgardan başka.
MUSTAFA IŞIK
Kayseri Pınarbaşı Kütüklüpınar Köyünden.
Trafik kazası sonucu eşini yitirdikten sonra yazdığı şiir.
20 Nisan 2008 Pazar
SEVGİ VARLIĞIN TEMELİDİR
Sevgi varlığın temelidir.
İnsanı seven, ailesini ve milletini de sever.Milletini seven insanlığı,yaşamayı sever.Seven insandan kimseye zarar gelmez.
Türk Kültürü konusunda çocuklarımızı ve gençleri bilgilendirelim.Bilgilendirelimde başka kültürlere özenmesinler.
Ramazan IŞIK
İnsanı seven, ailesini ve milletini de sever.Milletini seven insanlığı,yaşamayı sever.Seven insandan kimseye zarar gelmez.
Türk Kültürü konusunda çocuklarımızı ve gençleri bilgilendirelim.Bilgilendirelimde başka kültürlere özenmesinler.
Ramazan IŞIK
20 Mart 2008 Perşembe
OKULLARDAKİ TARİH ŞERİTLERİ
Tarih,insanoğlunun var oluşundan bu güne kadar olan olayları inceleyen bilim dalı olarak tanımlanır.Her bilim dalının bir seyir defteri olduğu gibi tarih için de bir seyir defteri tutmak ,onun gidiş yönünü,rotasını görmek gerek.Biz öğretmenler bu geçmiş rotayı okullarımızda tarih şeritleri ile görüntülüyoruz.Ancak okullarda kullanmakta olduğumuz tarih şeritleri ne kadar doğru.Gerçeği yansıtıyor mu?Bu konuda düşünülmesi ve doğru tarih şeridinin bulunup öğrencilere anlatılması gerektiği düşüncesindeyiz.
Her milletin bir tarihi var.İyisi ile kötüsü ile milletler tarihlerini kabul etmek zorunda.İyisinden örnek alıp,kötüsünden ders çıkararak.Doğruları çocuklarımıza sağlıklı yollardan öğretmek zorundayız.Sadece bize dikte ettirileni değil,kendi yorum ve düşüncelerimizle eleştirel bakarak,aklımızı kullanarak ve bilimsel düşünerek olayları değerlendirmeliyiz.Sınıf öğretmenliği yaptığım yıllar boyunca üzerinde düşündüğüm bir konu da tarih şeritleri olmuştur.
Bizim şu anda okullarımızda kullandığımız tarih şeridinde zaman çizelgesi özellikle bizim kendi tarihimiz dışındaki milletlerin tarih çizgisini temel alan bir yaklaşımla düzenlenmiştir.Bazan öyle durumlar vardır ki belki bizim tarihimizle hiç ilgisi olmadığı halde şeridimizin temelini oluşturuyor.Bu yaklaşımın en çarpıcı örneği çağ kavramıdır.
Çağ’lar bizim tarihimiz açısından ele alınmayınca anlamları da ona göre oluyor.Avrupa tarihinin temel alınarak oluşturulduğu bir tarih şeridinde Türk tarihi açısından yanlış bakış açıları oluşuyor.Örnek olarak orta çağ’ı ele alırsak,bu çağda avrupa karanlık bir dönem geçiriyordu.İnsanlığın yüz karası toplumsal olaylar ve insana işkenceler Avrupa’lıların ataları tarafından yine kendi insanlarına uygulanıyordu.Oysa aynı çağda Türklerin egemen oldukları yurtlarda tam bir uygarlık ,bilimsel düşünce ve medeniyet hakimdi.Şu anda bir Türk gencine orta çağ’ı sorsak karanlık bir devirden bahseder.Oysa bizim için en aydınlık devirler o çağlardı.Avrupalıların hayal edemiyeceği kadar kitap o zamanki Türk şehirlerindeki kütüphaneleri dolduruyordu.Bu ve buna benzer daha pek çok konu bu şekilde tarih şeritlerinde çocuklarımıza yanlış öğretilmektedir.
Olması gereken, tarih şeritlerini yeniden ele alıp Türk tarihini temel alan bir çizelge ile yeniden ve doğru bir tarih şeridi oluşturmaktır.Sınıflarda fiilen ders verdiğim yıllarda bu eksikliği gidermek için tarih şeritlerine bir de TÜRK TARİHİ ŞERİDİ ekleyerek o alandaki boşluğu doldurmaya çalıştığımı hatırlıyorum.Ki çocuklarımız en azından orta çağda avrupa karanlığı yaşarken Türk milleti ne kadar aydınlık bir çağda yaşıyormuş, öğrensin ve bundan örnek alsın diye.
Bu konu Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye kurulunca ele alınmalıdır.Tarih şeritlerinin temelini Türk Tarihi oluşturmalı , ona eş zamanda diğer milletler nasıl yaşadılar, neler yaptılar , bunlar da şeritlerin ayrı bir sütununda gösterilmelidir.
Bu düzenleme aynı zamanda gençlerimizin kendi tarihini daha iyi tanıma ve kendine güven vermesi bakımından çok önemlidir.
Ramazan Işık
Her milletin bir tarihi var.İyisi ile kötüsü ile milletler tarihlerini kabul etmek zorunda.İyisinden örnek alıp,kötüsünden ders çıkararak.Doğruları çocuklarımıza sağlıklı yollardan öğretmek zorundayız.Sadece bize dikte ettirileni değil,kendi yorum ve düşüncelerimizle eleştirel bakarak,aklımızı kullanarak ve bilimsel düşünerek olayları değerlendirmeliyiz.Sınıf öğretmenliği yaptığım yıllar boyunca üzerinde düşündüğüm bir konu da tarih şeritleri olmuştur.
Bizim şu anda okullarımızda kullandığımız tarih şeridinde zaman çizelgesi özellikle bizim kendi tarihimiz dışındaki milletlerin tarih çizgisini temel alan bir yaklaşımla düzenlenmiştir.Bazan öyle durumlar vardır ki belki bizim tarihimizle hiç ilgisi olmadığı halde şeridimizin temelini oluşturuyor.Bu yaklaşımın en çarpıcı örneği çağ kavramıdır.
Çağ’lar bizim tarihimiz açısından ele alınmayınca anlamları da ona göre oluyor.Avrupa tarihinin temel alınarak oluşturulduğu bir tarih şeridinde Türk tarihi açısından yanlış bakış açıları oluşuyor.Örnek olarak orta çağ’ı ele alırsak,bu çağda avrupa karanlık bir dönem geçiriyordu.İnsanlığın yüz karası toplumsal olaylar ve insana işkenceler Avrupa’lıların ataları tarafından yine kendi insanlarına uygulanıyordu.Oysa aynı çağda Türklerin egemen oldukları yurtlarda tam bir uygarlık ,bilimsel düşünce ve medeniyet hakimdi.Şu anda bir Türk gencine orta çağ’ı sorsak karanlık bir devirden bahseder.Oysa bizim için en aydınlık devirler o çağlardı.Avrupalıların hayal edemiyeceği kadar kitap o zamanki Türk şehirlerindeki kütüphaneleri dolduruyordu.Bu ve buna benzer daha pek çok konu bu şekilde tarih şeritlerinde çocuklarımıza yanlış öğretilmektedir.
Olması gereken, tarih şeritlerini yeniden ele alıp Türk tarihini temel alan bir çizelge ile yeniden ve doğru bir tarih şeridi oluşturmaktır.Sınıflarda fiilen ders verdiğim yıllarda bu eksikliği gidermek için tarih şeritlerine bir de TÜRK TARİHİ ŞERİDİ ekleyerek o alandaki boşluğu doldurmaya çalıştığımı hatırlıyorum.Ki çocuklarımız en azından orta çağda avrupa karanlığı yaşarken Türk milleti ne kadar aydınlık bir çağda yaşıyormuş, öğrensin ve bundan örnek alsın diye.
Bu konu Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye kurulunca ele alınmalıdır.Tarih şeritlerinin temelini Türk Tarihi oluşturmalı , ona eş zamanda diğer milletler nasıl yaşadılar, neler yaptılar , bunlar da şeritlerin ayrı bir sütununda gösterilmelidir.
Bu düzenleme aynı zamanda gençlerimizin kendi tarihini daha iyi tanıma ve kendine güven vermesi bakımından çok önemlidir.
Ramazan Işık
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
