5 Aralık 2010 Pazar

YULAF YERMİSİNİZ



.






Beslenme alışkanlıklarımız ne kadar değişmeye başladı. Dün, insanlar tarafından yenmesi akla gelmeyecek maddeler, bugün, yiyecek olarak önümüze konuyor. Biz de seve seve yiyoruz.



Eski zamanlarda, çocukluk yıllarımızda, hayvan yemi olarak üretilip, hayvanlar tarafından tüketilenler, bugün, insanların arayıp bulamadığı, sofralarımızın en aranılan maddeleri oldu.



Bunlardan bazıları:


YULAF;

Çocukluğumuzda, hayvan yemi olarak üretilen yulaf'ın, en aranan yiyeceklerden olacağı, aklıma bile gelmezdi. Bugün, sağlıklı bir yiyecek olarak aradığımız bir besin maddesi oldu. Bendeniz, gastrit rahatsızlığıma ilaç gibi gelen, yulaflı bisküvileri, özellikle arayıp tüketen bir tüketici oldum. Çocukluk arkadaşlarım duysa, birbirimize takılmamız içten bile değildi...






BURÇAK;



Yine hayvan yemi olması için ektiğimiz, ambarlarda bekletip, kış günlerinde hayvanlara verdiğimiz bu bitki, artık şifalı bitkiler kapsamında sınıflandırılıp, insanlığa hizmet ediyor. Bize de, bu kadar kısa sürede , bu büyük bakış açısı değişikliğine, hayret etmek düşüyor.


İnanılır gibi değil. Dün hayvan yemi, bugün arandığında az bulunan, şifalı bir bitki tohumu. Hayatımızda daha ne kadar değişiklikler olacak acaba...






ÇAVDAR;



Eski zamanlarda, buğday bulamadıkları için, fakirlerin yemek zorunda kaldığı bir tahıl. Esmer olmasından dolayı zenginlerin rağbet etmediği, buğday unu bulamayan fakir insanların yemek zorunda kaldığı bu yiyecek, bugün gelir düzeyi yüksek insanlar tarafından, özellikle aranıp, yenen bir yiyecek maddesi oldu. Çocukluğumda, bir gün çavdar ekmeğinin çok aranan bir yiyecek olacağını rüyamda görsem inanmazdım. Ama bu gün bunlar gerçek ve aradan çok uzun zaman geçmiş değil. Sanıyorum yeni kuşaklar, bu durumun böyle olduğunu pek bilmiyorlar. Kısa sürede bu kadar değişiklik olmuş olabileceğini kavramakta zorlanıyorlar. Onlara doğalmış gibi geliyor. Oysa gerçekten çok büyük bir değişiklik bu.




Herkes, eskiden biraz hor baktığımız, yulaflı, burçaklı, çavdarlı beslenmeler yapsın, sağlıklı bir ömür geçirsin.






Ramazan Işık



3 Aralık 2010 Cuma

TÜRKÇE BOZUKLUKLARI







1- "PKK terör örgütü, TSK ile mücadelesinde başarılı olamayınca......."

Mehmet Ali Şahin
TBMM Başkanı
02.11.2010-TRT haberleri


2- "Jandarma'ya uzun namlulu silahlarla saldıran terörist, kaçmayı başardı."

ATV
27.10.2010
saat 18.30 haberleri


YORUM;
"başarmak", olumlu iş yapanlar için kullanılması gereken bir durumdur. İşi, terör ve teröristlik olanlar için, başarı ve başarmak kelimeleri kullanılır mı ?
"mücadele"; ise meşru olmayan, yasa dışı olana karşı yapılan davranışlar, hareketlerdir. Yasa dışı iş yapan bir örgütün yaptığı işler, ihanettir. Onlar için "mücedelesi", hele hele "Türk Ordusuna karşı mücadelesi" demek çok yanlıştır.

Ramazan Işık

25 Kasım 2010 Perşembe

BAĞ BOZUMU

.

Yüreğinin bağ bozumunda bile,

Sevda türküleri çalar, gönül telleri.

Güz gelip, yaprak dökende duygular,

Ağıtlar yakar, karalar bağlamış dudaklar.



Ramazan Işık

15 Kasım 2010 Pazartesi

KARA ÇIKINLARDAN GİDESİCE

.
-Şefre (Şerife) Polat Ebem'e saygılarımla-


Yaşlı kadın, otobüste, şoförün arkasındaki yolcu koltuğunda oturuyor, ilçeden, il merkezine gitmekte olduğu yolculukta, kıvrımlı yolda, şoförün araç kulanmasını dikkatle izliyordu. O kadar dikkatle izliyordu ki, O'nun her halinden haberdardı. Bir ara, şoförde bir durgunluk sezdi. Otobüs yalpalamaya, yolda gezerek gitmeye başlamıştı. Pür dikkat kesildi. Şoförün uyuklamakta olduğunu kavraması gecikmedi. Sağ elini yumruk yapıp, şoförün sırtına öyle bir indirdi ki,
"kara çıkınlardan gidesice, bizi uçuruma mı atacaksıııııın" , diye bağırdı.

Şoför, ne olduğunu anlayamadan, uyandı uykusundan. Direksiyonu sımsıkı kavradı. Arabayı kurallarına uygun kullanmaya başladı. Ama bir merak da sardı kafasında. Yaşlı kadına sormadan edemedi; "teyze, tamam, hata yaptım anladık da, bu kara çıkınlardan gidesice'de ne oluyor", dedi.
Kadın, daha dinmemiş öfkesini bastırmaya çalışarak, ve başını anlamlı anlamlı sallayarak , "geberirsen görürsün KARA ÇIKIN'ları", dedi.

Kara çıkın; kadıncağızın sözlüğünde, ihtiyacı olanlara verilmek üzere, ölünün arkasından hazırlanan, ölen kişiye ait eşyalardan oluşan bohça veya eski çağlarda insanları ölüme götüren bir hastalıktan başka birşey değildi.

Diğer oturaklarda yolculuk yapanlardan, bu olanları izleyenler; öncesinde kaygıyla başlayan mizanseni, sonrasında, bir komedi oyunu seyreder gibi izlemekten kendilerini alamadılar.

Ramazan Işık

10 Kasım 2010 Çarşamba

ÜRETEBİLECEĞİNİZ EN GÜZEL ŞEY

.

Birbirlerine çok yakışıyorlar. Oğlan bir doksan boyunda, kız da ona yakın. Yan yana geldiklerinde, çok güzel bir görüntü oluşturuyorlar. Onlardan güzel haberler almak, bize de mutluluk veriyor.

Gençlerle beraber olmak gibisi yok, hayatımız neşe doluyor. Açıyorlar bilgisayarlarını, videolar izletiyorlar bize. Yurt dışında , tenha bir cadde ortasında, arabanın teybinden, açmışlar halay müziklerini, halay çekmişler. İkisi kendi başlarına. Onu da videoya alıp, izlettirdiler bize. Benzer bir video da Türkiye'de, deniz kenarında bir yerde çekmişler. Çok hoştu doğrusu. İkisi, yalnız başlarına çektikleri halay videoları. Neşe dolu, kahkaha dolu.

Serde öğretmenlik var ya, öğüt vermeden duramadım. Nişanlı gençleri karşıma alıp;
"gençler", dedim. " işte bu...
hayatta üretebildiğiniz iki şey çok önemli ;
birincisi, bu videolar, halaylar... yani mutluluklar,
ikincisi ise, düğünden sonra, bizlere hediye edeceğiniz yavrular, çocuklarınız.

Gerisi hikaye...

Çal-çaput, eşya, ve diğer eksiklikler için, kesinlikle birbirinize en ufak bir serzenişte dahi bulunmayın.

Mutluluk üretin, bir de sevimli çocuklar. Sizden beklentilerimiz bunlardır..."

Gençlerin gözlerinde de, benzer pırıltıları gördüm. Bu yönde adımlar atıyorlar. Atmaya da devam edecekler.

İki gönül bir olunca, samanlık seyran olur.



Ramazan Işık













.

26 Ekim 2010 Salı

KANAAT ÖNDERİ

.

Son zamanlarda bir kanaat önderi'dir tutturulmuş gidiyor. Takıldım buna. "Kanaat önderi" nedir. Ne anlamalıyım bu iki kelimeden ve kavramdan. Düşünen her insan gibi, ben de bu konuyu irdelemeye çalıştım."Kanaat önderi" , nedir.

"Kanaat" kelimesini, düşünce, fikir olarak açıklıyor sözlükler. "Kanaat Önderi" ise, düşünce ve fikirde öncülük eden anlamına gelse gerek. Buradan şunu çıkarabiliriz; bir konuda, bizim bir düşünce üretmemize gerek yoktur. Kanaat önderlerinin düşüncelerine, söylediklerine bakmalıyız. Onlar ne diyorsa öyle davranmalıyız. Bu durumda kendi düşünme yeteneklerimizi çalıştırmamıza gerek yok. Nasıl olsa bizim adımıza düşünen insanlar var. Biz ona tabii olalım yeter. Düşünüp de neden zihnimizi yoralım ki. Kanaat önderi düşünsün. Milyonların düşünmesine ne gerek var. Kanaat Önderi sıfatlı bir kişi, zihnini yorup düşünsün, diğer insanlar rahat etsin, çiftiyle çubuğuyla uğraşsın.



Koyun sürülerinin de kanaat önderleri vardır. Sürünün bu önderleri, bazan sulak alanları bulurlar, tüm sürüyü oraya taşır, hem suyunu içirir, hem de çayırlarda bol bol otlanır, karnını doyurur. Böyle zamanlar, sürü önderi için de, sürü için de hayat çok güzeldir. Ama, bazan öyle bir durum doğar ki, bir ses, bir gürültü, sürüyü bir anda şaşkına çevirir, sürü panikler. Hep birden, kanaat önderinin arkasından koşmaya başlar. Kanaat önderi olan "baş koyun", kendisini uçurumdan atıverir, hiç düşünmeden tüm sürü de kanaat önderinin arkasından dooğru uçurumun dibine...



Allah bizi, kanaat önderlerinden korusun. Kendi başına düşünebilen, yorum yapabilen, insan olduğunun farkına varmış, bu erdemi yaşayabilen kişiler olduğumuz zaman, her birimiz bir "kanaat önderi" oluruz. Sürüler gibi güdülmekten kurtulur, kanaatlerimizi kendimiz oluştururuz.

Ramazan Işık

.

24 Eylül 2010 Cuma

TEREYAĞIMIZI KENDİMİZ YAPALIM


Bugün bambaşka bir konuya girelim. Herkes yemek yapıyor ya. Ben de gıda sektörüne el atıp, bu konuda birşeyler yazayım istedim.


Tereyağı her evde tüketilen, vazgeçilmez gıdalarımızdandır. Piyasadan alınan tereyağlar her zaman güvenilir olmayabiliyor. Tereyağı yapmanın bilinen yolu ; yağlı yoğurdu yayıkla yayıp, yüzüne biriken yağları almaktır. Bugün yaşamakta olduğumuz ortamlarda bu her zaman mümkün değildir.


Tereyağı yapmanın daha pratik bir yolu da süt kaymağından (krema) tereyağı yapmaktır.

Kaymak mandıralarda satılır. Fiyatı piyasada satılan tereyağlarına göre yarı yarıya ucuzdur. Büyük oranda da yağa dönüştüğü için çok ekonomiktir. Bir örnek verecek olursak; bendeniz sık sık uğramak durumunda olduğumuz ilçedeki mandıraların birinden, kilosunu 7 TL ye kaymak aldım. Bu kaymağın bir kilosundan yaklaşık 900 gram tereyağı çıkıyor. Hem katıksız, sağlıklı, güvenilir, hem de ekonomik.


Yapımı çok basittir. Mandıradan alacağınız kaymağı, buz dolabının alt kısmında bir gün bekletin. Bir leğen içinde mıncıklayın. Yağ oluşmaya başlayacaktır. Çok az miktarda su ise, leğenin tabanında birikecektir. Bu suyu bir kaba süzün. Süzdüğünüz bu suyu keklerinizde kullanabilirsiniz. Kalan yağı da topaçlar haline getirip, soğuk su ile yıkayın. Uzun süre saklayacağınız yağları % 1.5 oranında tuzlayabilirsiniz. Bir miktarını da tuzsuz olarak buzluğunuza koyup , zamanla çıkarıp sofraya getirebilirsiniz.
Ayrıca, eğer illa eski yayık yağı tadını arıyorum diyorsanız yapmanız gereken şey, aldığınız bu kaymağın içine biraz yoğurt katıp, yayıkta yayar gibi çalkalayıp işleme devam etmektir. O zaman elde edeceğiniz tat çok daha güzel olacaktır.
Tereyağı sıhhattir. Soframızdan eksik etmemeliyiz.


Afiyet olsun.


Ramazan Işık