2 Şubat 2018 Cuma

Ilk Yağlı Boya Çalışmam


Aşk

Kuğular...                                                           
Bir çift kuğu aşk demektir.                    Dağlar, aşkı anlatır mor ve gri tonlarla, tepesine kar yağmışından.  Gökyüzü sonsuzlukta aşkı arar.        Deniz, dalgalarla aşk şarkıları söyler  en derinden...                                          Nilüfer çiçekleri...                                    O nilüfer çiçekleri yok mu,  aşk kokar kendi mevsiminde.                      Ve ölüm...                                                  Kalbine vurur aşk mührünü...               
Ramazan Işık                                       03.02.2018                                                   Mersin

7 Aralık 2017 Perşembe

15 Haziran 2013 Cumartesi

NASIL BİR KADIN

foto: Serdar IŞIK



Geçen gün hemşehrim, meslekdaşım Halil Koç Bey'le  bir sohbet yaptık. Benim de aile büyüklerimden dinlediğim bir tesellemeyi O da babasından duyduğunu söyleyerek anlattı. Artık nesli tükenmekte olan insanların hafızalarındakilerinin kaybolup gitmemesi adına, bu anlatımı kayda geçirmek istiyorum. Biraz argo gibi görünebilir, ama ilgisi yok. Geçmişte yaşanmışlıkları mizaha dayalı bir üslupla anlatan bir yorumdur. Bu çerçeveden, halk kültürümüzü tanımak isteyenlerin dikkatle okuyacağını düşünüyorum. 


Daha delikanlılık çağlarındayken dedesi arkadaşımı karşısına alıp öğüt veriyor;


-Oğlum, evlenmek önemli bir karardır. Evlenecek olanlar kiminle evleneceğine dair çok düşünmek zorundadır. Acele karar almayacaksın. Büyüklerin öğütlerine kulak vereceksin.

 Demiş.
 -Dedecğim nasıl olacak, biraz açıklarmısın, iyi bir evlilik yapmak için neler yapmalıyım ?

- Oğlum üç çeşit kadın vardır, bunları iyi bileceksin. Seçimini de ona göre yapacaksın. Yanlış yaparsan hayatın zehir olur. 


 Birincisi ZALLAN ZORT kadın: Bunlar dağınık, ipsiz, sorumsuz kadınlardır. Nerede ne konuşacağını bilmezler. Olaylara hep olumsuz yönünden bakarlar. Topluluk içinde söz ola beri gele kabilinden laflar edip, çevresini huzursuz ederler. Bunlarla evlilik yapmak ömür boyu işkence çekmek demektir. Bizim köyden Umurlar'ın Hasan'ın karısı Gülbahar buna iyi bir örnektir. Eğer bu kadının davranışlarına dikkat edersen bunu fark edersin.


  İkincisi ÇEPELİ MİRT kadın:  Bu tür kadınlar çok pis olurlar. Evlerine ve yaşadıkları çevreye pislikten girilmez. Ellerinden yemek yenmez. Çay içilmez. Giyim kuşamlarına özen göstermezler. Saçları başları dağınıktır. Öz bakımlarını yapmazlar. Bunlarla yaşamak da işkence gibidir. Bizim köyden Gök Hasan'ların İsmi de bu gruba iyi bir örnektir. Sen de O'nun davranışlarını gözlemlersen ne demek istediğimi daha iyi anlarsın.


  Üçüncüsü KİMYAYI (Kimya-ı) MÜLK kadın: Bu tür kadınlar az bulunur. Toplumda parmakla gösterilir. Evlendiği erkek için servet değerindedir. Oturmasını kalkmasını, nerede ne konuşacağını bilir. Öz bakımını yapar, kendini geliştirir. Çocuklarına iyi bir anne olmanın ötesinde, bir öğretmendir. Eşini her zaman daha ileriye taşır. Sevimli ve güler yüzlüdürler. Evlenilecek kadınlar bunlardır. Onları bulmak için çok uğraşmak gerekir. Ayrıca onlara layık olmak lazımdır. Öyle olmazsa hayatı bu kadınlara zehir etmiş olursun.

Dedi...

Günümüzde evlilikleri ve gençlerin halini düşündüğümüzde dedenin ne kadar anlamlı öğüt vermiş olduğunu anlıyoruz.


Herkesin bahtına Kimya_ı Mülk kadınlar düşsün diliyoruz.


Ramazan Işık



Teselleme: Geçmiş olayları örneklerle anlatma.

Zallan zort: Dağınık, lafını bilmez, sorumsuz.
Çepel: Bulaşık.
Kimya : Az bulunan.

11 Haziran 2013 Salı

O ARTIK ÇOK UZAKLARDA



NE KADAR YAKINIZ
 

    Yukarıda adresini verdiğim yazımda karşı komşumdan anlatmıştım biraz. O komşum çok uzaklara gitti. Dönülmez yolculuğa çıktı. Ne asansörde karşılaşabileceğim artık, ne balkonda çay sohbetleri yapabileceğim, ne de kameriye de halleşebileceğiz.
     Eski yazının tarihine baktım; şubat 2010. Yazıyı yazalı üç yılı geçmiş . Sevgili komşum üç yıl bu amansız hastalıkla mücadele etti. Sonunda, bu illete yakalanan diğerleri gibi, O da bu savaşı kaybetti. Her fani gibi bu dünyayı terketti.
     Kapı komşumun hastalığını öğrendikten sonra söylediği bir sözü gün gibi kulaklarımda :    " Komşum ben senden, seninle komşu olmaktan çok mutlu oldum. Diliyorum ki tanrım öteki dünyada da seni bana komşu etsin" demişti. Ben de duygu taşıyan bir yürek olarak komşumun benden razı olmasından  mutlu olmuş, bunun yanında hastalığı nedeni ile ölüme yaklaştığını hisseden bir insanın duygularına şahit olmaktan da derin bir üzüntü duymuştum.
    Şimdi arkasından evlatları son görevlerini eksiksiz yapıyorlar. Ama artık O çok uzaklarda ve istesek de yakın olamayız. Geçmişte "NE KADAR YAKINIZ" derken tam da bu gün hissettiklerimi anlatmaya çalışmıştım.
    Yakınımızdaki sevdiklerimize gerçekten yakın olalım. Mış gibi yapmayalım.
     Cennet mekanın olsun sevgili komşum. Umarım ve dilerim ben de sana ebedi komşu olurum...

     Ramazan Işık
   

6 Eylül 2012 Perşembe

TEŞEKKÜR




                   Oğlum Serdar ve Ayşe’mizin 30 ağustos 2012 günü Mersin’de yaptığımız düğünümüze;

İzmit’ten gelen kardeşim Ahmet Gültop, sevgili gelinimiz Demet Gültop, yeğenlerim Şükrücan Gültop ve Kübra Gültop’a…
Kayseri-Bünyan’dan gelen sevgili gelinimiz Demet’in annesi Meliha Abla’ya…
İstanbul'dan koşup gelen kardeşim Mehmet Gültop, sevgili gelinimiz Emel Gültop’a…
Şanlıurfa’dan yoğun mesaisini bırakıp gelen eniştemiz Yrd. Doç. Dr. Şaban Yalçın’a…
 Şanlıurfa’dan gelen kardeşim Fatma Demirtaş’a…
Ankara’dan gelen yeğenim Figen, eşi Rıza ve sevgili yeğenim Oğuz’a…

Gaziantep’ten gelen yeğenimiz Funda Marangoz, eşi Ali Marangoz ve bebekleri Begüm’e…
Antalya’dan gelen yeğenimiz Süleyman Safa, eşi Fatoş ve sevgili yavruları Tuana’ya…
Mut’tan katılan kayınım Kerim Safa, eşi  Rukiye Yengemiz’e…
Mersin’de bizim hep yanımızda olan, yeğenimiz Fatma Kaygusuz, eşi Çetin ve çocukları Efe ve Ege’ye…
Mersin’den dünürümüz Veli Kaygusuz ve eşi Sevgi, kızları Emine ve damatları’na…
Karaman’dan gelen kayınım İsmet Safa, eşi Nermin, çocukları, yeğenlerimiz Semih safa ve Selin Safa’ya…
Mut’tan gelen,
 Mustafa Uyar, Havva Uyar, Özgür Uyar’a…
 ileri yaşına rağmen bizi yalnız bırakmayan kayınvalidem Yadigar Safa’ya…
 Habibe Polat’a…
Dünürüm, sevgili gelinimin annesi Fatma Yılmaz’a…
Gazintep'ten gelen sevgili gelinim Seyhan’ın ağabey’i Osman Yılmaz ve kardeşi Derya Yılmaz’a…

Mersin'de Komşularımız,
 Gülser Şavk, Ömer Öztürk, Abdullah- Havva- Hatice Gümüşsu, Ali Bezgin, Özgür- Sedat Coşkun, Hüseyin Nadas, Adnan Avcı ve diğer komşularımız’a…

 Sevgili öğrencim İpek Çevik, annesi ve babasına…

Hemşehrilerim,
Tayyip Ekinci’ye…
İnci Eroğlu, Azmi Eroğlu'ya...
Gülbeyaz-İsmail Aslan’a…
Mahmut Gökalp ve eşi Serpil Gökalp’e…
 İsmail Koyuncu ve eşi Sevim Koyuncu’ya…
Gülnaz Koç’a…
Süleyman Yalçınkaya ve eşi Saniye Yalçınkaya’ya…
Samet Yıldırım ve eşi Mesude Yıldırım’a…


Ankara’dan gelen oğlum Hakan, gelinim Seyhan, torunlarım Yiğit Kaan ve Alper’e…

Eskişehir'den katılan,
Ayşe’mizin annesi Saniye Erkaplan, babası Haydar Ali Erkaplan'a,
kardeşi İsmail Erkaplan, eşi Gülşah, çocukları Eren ve Ali Berke’ye ve  kayınvalidesine…
Anneannesi’ne…
Halası Fadime eşi Muhsin Gökkütük, halası Nermin’e…
Kuzeni Ezgi’ye…

Eski Mahalleden komşularım,
Cemal Kekeç’e…
Mahmut Şimşek, eşi Çiğdem Şimşek, kızları Simge ve kayınvalidesi Nesibe Teyze’ye…

Can arkadaşımız Aysel Deveci’ye…
Konya-Ereğli’den gelen Dr. İlker Deveci, eşi Betül Deveci, kızları Defne’ye…
Almanya Stutgart’tan gelen Fidan Ören’e…
Kayseri Pınarbaşı’ndan gelen,
dayım Bilal Polat, Amca oğlum Yılmaz Işık, eşi Akgül'e, oğlu Şükrü Işık,  torunu Kutay Işık’a…
Kayseri’den gelen,
Amca kızım Müjgan Özdemir, kızı Emel, oğlu Hüseyin’e…
Eşim ve benim sınıf arkadaşım kadim dost İlhami Balkaya, eşi Ayşe ve kızı Aysu’ya…
Havva Halam ve eşine…

Mersin’den,
Emel-Ahmet Çamlık, kızı Hatice Çat ve eşi Emre Çat’a…
Serdar’ın arkadaşı Halil’e…
Eşimin iş arkadaşı dost Cemile Atalay’a…
Arkadaşımız Remzi Özbek’e…
Sultan- Cahit Utku’ya…
Zeynep- Vahittin Keçeli'ye...
Düriye-Osman Şimşek’e…
Şerife Yüzer’e…
Şenol-Gani Deniz’e…
Nesrin Şan, kızı Şansel ve damadı Kerem’e…
Fadime-İbrahim Atan’a…
Kadim dost, merhum Mehmet Dursun’un emaneti Fezime Dursun’a…
Sevim-Celal Soysal’a…
Mustafa Kök, eşi Hatice, kızları, oğlu Mustafa ve Gelinleri’ne…
Gülay-Ali Baştürk’e…



Burdur-Karamanlı’dan gelen,
Abdurrahman Demirel, eşi Perihan Demirel'e,
Rahmetli dayımız İbrahim Demirel'in  eşi, sevgili yengemiz Sultan Demirel’e…

Burdur’dan gelen Ayşe Çakır, Kezban ve Emrah Turgut ve sevgili kızları Didem’e…
Bursa’dan gelen Serdar Demirel ve Kızı Arzu’ya.

İstanbul’dan Çelenk gönderen,
 Dayıcık Erdal Polat’a…(dayımın yaşı benden küçük olduğu için O’na Dayıcık derim)
Çelenk gönderen Milletvekilimiz Dr. Ali Öz’e…
Çelenk gönderen Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna’ya…
Canlı çiçek gönderen Safir Kuyumcu’ya…

Ayrıca, çeşitli sebeplerle düğünümüze katılamayan ama, e-mail'le , SMS göndererek, twit atarak, facebook’tan mesaj gönderip, begeniler, yorumlar yaparak, telefon ederek bu sevincimizi paylaşıp arttıran akraba eş, dost ve arkadaşlarımıza;

Dostlarımızla böyle güzel bir gün geçirmemize vesile olan Gelinim Ayşe ve oğlum Serdar’a…

Ayrıca buraya adını yazamadığım  diğer dostlarımıza...

SONSUZ TEŞEKKÜR VE ŞÜKRAN DUYGULARIMIZI SUNUYORUZ.

IŞIK AİLESİ adına
Sultan-Ramazan IŞIK
06.09.2012 Mersin